Bugün bir havalimanına, bir hastaneye veya modern bir mağazaya girdiğimizde, parlak dokunmatik ekranlarıyla bizi karşılayan kiosklar artık hayatın olağan bir parçası. "Dokun ve ilerle" mantığı, sıra bekleme sorununu büyük ölçüde çözdü. Ancak teknoloji asla yerinde saymaz. Şu anki kiosk deneyimi çoğunlukla "reaktif"tir; yani biz bir tuşa basarız, makine yanıt verir.
Peki ya makine, biz daha tuşa basmadan ne istediğimizi anlasaydı?
Akıllı kiosk sistemlerinin geleceği, sadece daha büyük veya daha parlak ekranlarda değil; bizi anlayan, hisseden ve bizimle doğal bir iletişim kurabilen "sezgisel arayüzlerde" yatıyor.
Pandemi dönemi, kamusal alanlardaki yüzeylere dokunma konusundaki hassasiyetimizi artırdı. Bu durum, temassız teknolojilerin gelişimini hızlandırdı. Geleceğin kioskları, komut almak için parmak izimize ihtiyaç duymayacak.
Doğal Dil İşleme (NLP) yetenekleriyle donatılmış bir kioska yaklaştığınızda, tıpkı bir insana sorar gibi, "İstanbul uçağım için check-in yapmak istiyorum, cam kenarı olsun lütfen" diyebileceksiniz. Ya da bir mağaza kioskunda, havada yapacağınız basit bir el hareketiyle (jest kontrolü) ürün kataloğundaki sayfaları çevirebileceksiniz. Bu, teknolojinin insan doğasına uyum sağlamasıdır; tersi değil.
Bir müşteri hizmetleri bankosundaki insan görevli, yüz ifadenizden aceleniz olduğunu veya sinirli olduğunuzu anlayabilir ve ona göre davranır. Peki bir makine bunu yapabilir mi? Cevap artık "Evet".
Yeni nesil kiosklar, üzerlerindeki gelişmiş kamera ve sensörlerle donatılmış "Duygu Yapay Zekası" (Emotion AI) kullanacak. Kiosk, karşısına geçen müşterinin yüz ifadesindeki mikro mimiklerden yorgun, kafası karışık veya mutlu olduğunu analiz edebilecek. Eğer kafanızın karıştığını hissederse, arayüzü basitleştirecek veya "Yardıma ihtiyacınız var mı?" diye soracak. Eğer aceleniz olduğunu algılarsa, en hızlı işlem menüsünü öne çıkaracak. Bu, soğuk metal yığınlarının empati kurabilen asistanlara dönüşümüdür.
Bugünün kioskları kim olduğumuzu (üyelik girişi yaparsak) biliyor. Yarının kioskları ise o anki bağlamımızı bilecek.
Örneğin, bir otele girdiğinizde kiosk sizi yüzünüzden tanıyacak ve sadece "Hoş geldiniz Ahmet Bey" demekle kalmayacak. "Uzun bir uçuştan geldiniz, yorgun olmalısınız. Odanızın sıcaklığını tercih ettiğiniz gibi 22 dereceye ayarladık ve akşam yemeği için her zamanki favoriniz olan hafif menüyü hazırlatmamı ister misiniz?" diyecek. Bu, verinin (data) bağlamla (context) birleşerek kusursuz bir hizmete dönüşmesidir.
Sonuç: Görünmez Teknoloji, Hissedilir Deneyim
Akıllı kioskların nihai amacı, aradaki "teknolojik sürtünmeyi" tamamen ortadan kaldırmaktır. En iyi teknoloji, varlığını hissettirmeyen, sadece hayatı kolaylaştırandır. Gelecekte kiosklar, birer "cihaz" olmaktan çıkıp, mekanın duvarlarına, aynalarına veya havada süzülen hologramlarına entegre olmuş "akıllı ortamlar" haline gelecek.
Biz sadece içeri gireceğiz ve ihtiyaçlarımız, biz daha onları dile getirmeden karşılanacak.